Yasak mı, teşvik mi?..
Ohhhhh
Soluduğumuz havanın ne kadar temiz ne kadar da solunabilir olduğunu şimdi anladık. Şükürler olsun ki bizi bizden fazla düşünen büyüklerimiz var. Ciğerlerimiz bayram etti.
Önceden de bu kadar sigara içen varmıydı ki acep. Yoksam yasaktan önce kapalı ortamlarda içilen sigaranın, mecburen herkesin görebileceği ortamlarda aşikar içilmesinden mi dikkatimizi çekmeye başladı. Her ne sebepten olursa olsun dünde sigara içen vardı bugünde var yarın olmaz inşallah.
Yasaktan önce kabahatler kapalı ortamlarda olduğundan en fazla orda bulunanlar şahit olur, özendirme ve isteği artırmadaki etki sadece bulunanlarla sınırlı kalırdı. Ama şimdi öylemi ?(!) Nere baksan sigaraya karşı bir teşvik nere baksan insanın aklına sigara içmeyi getirecek görüntülerle karşılaşmak mümkün… Nerdeyse tüm esnaflar ve çalışanları ve hatta misafirleri kapının önüne oturma gurubunu taşımış, etraftan ailemi geçiyor, çocuklara kötü örnek mi oluyoruz, kaldırımı mı işgal etmişiz, yayalar buradan geçebilir mi diye düşünmekten uzak, oturmuşlar, koyu bir sigara içme molası muhabbetine dalmışlar. Bunlar yine azınlık kesim. Birde cafeler, lokantalar, nargile salonları ve kahvehaneler var. İş yapacak yerlerden yüksek kira bedeli ödeyerek tutmuşlar dükkanları, içini de kucak dolusu paralar dökerek dekor ettirmişler, uzat kafanı bak içeri ne sandalye var ne masa, nede bir müşteri… Dükkanı taşımışlar yayaların güvenliği için düzenlenmiş kaldırımlara!.. Haliyle de yayalar taşıtlardan fırsat bulursa, onlara ayrılmış yolu kullanmak zorunda kalarak, o gün kaderinde trafik kazasından ölmek yoksa sağ salim gideceği yere doğru yoluna devam ediyor. Hele bide yanında çocukları varsa durumu gerçekten çok vahim. İş yapacak yerler dedim, müsaade ederseniz bende modaya uyup onun açılımını da yapayım. Esnafımızın tek düşüncesi yeter ki tutacağım işyeri iş yapsın, çok para kazanıyım. Tabiki de yerden göğe kadar haklılar, tabikide para kazanacaklar. Fakat hangi işi yapacaklarını düşünüyorlar, nasıl yapacaklarını düşünüyorlar, işyerini nerden tutacaklarını düşünüyorlar ama bir şeyi düşünmüyorlar; faaliyet gösterecekleri işyerinde, iştigal edecekleri işin çevreye etkisini… Okula mı yakın, dershaneye mi yakın, camiye mi yakın, mukaddes değerlere mi yakın. Hadi esnafımız para kazanma uğruna bunları düşünmedi, açtı işyerini başladı çalışmaya. Peki, bu değerlerimizi korumakla görevlendirdiğimiz Belediyelerimiz böyle işyerlerine nasıl ruhsat veriyor!
Elinizi öper anasınıfına giden bir oğlumla aynı okulun dördüncü sınıfında okuyan bir kızım var. Bazen okul çıkışında onları almaya ben giderim. Geleceğimizi, eğitim yuvasından aldıktan sonra eve gelinceye kadar nelerle karşılaştığımı kabaca anlatıyım. Hemen okul kapısından çıkar çıkmaz yolun her iki tarafındaki kaldırıma döşenmiş masa ve sandalyeler. Araç yolunun yine her iki tarafına tek sıra halinde park etmiş araçlar. Kalan, tek aracın zar zor geçebileceği yolu da servis araçları doldurmuş, trafik öle yoğunki araçlar santim santim ilerliyor ve iki araç arasından sadece rüzgar geçebilir, o derece birbirine yakın halde ilerlemeye çalışıyor. Okuldan çıkan o küçük öğrenciler ve biz velilerin durumu mu araçlardan daha kötü. Kaldırımdan yürümek mi, ne mümkün. Değil yayaların geçmesi, oturanlara servis yapan garsonların geçeceği boşluk yok! Neyse, yüzümüze üflenen nargile ve sigara dumanlarına maruz kalarak ve de geleceğimizin teminatı olarak gördüğümüz evlatlarımızı bu nahoş ortamdan korumaya çalışarak can havliyle geçiyoruz. Oda ne! Az ilerde bir dershanenin öğretmenleri beyaz önlükleriyle kaldırımı kaplamışlar, o küçük çocuklara örnek olduklarından habersiz sigara içiyorlar. Biraz ötelerinde de öğrencileri aynı durumda(!) İmamla cemaat söylemi gözler önünde… Bunlara hayıflanarak eve geliyoruz. En acısı da evde yaşanıyor. Baba bizi de nargile içmeye götürsene!…
Ben bu sigara yasağına karşıyım arkadaş. Yanlış anlaşılmasın, sigara ve benzerlerini kesinlikle tasvip etmem. Bu yasağa, sigara içenleri, sigarayı bırakmaya teşvikten ziyade bu işi hep göz önünde yapmaya zorladığı için karşıyım…